1يَا مَنْ لَا يُشْغِلُهُ سَمْعٌ عَنْ سَمْعٍYâ Men lâ yuşğilühû sem’un an sem’Ey bir işitme, kendisini diğer bir işitmeden alıkoymayan,
2يَا مَنْ لَا يَمْنَعُهُ فِعْلٌ عَنْ فِعْلٍYâ Men lâ yemne’uhû fı’lün an fi’lEy kendisi için bir iş diğer bir işe mâni olmayan,
3يَا مَنْ لَا يُلْهِيهِ قَوْلٌ عَنْ قَوْلٍYâ Men lâ yulhîhi kavlün an kaviEy bir söz, kendisini diğer bir sözden oyalamayan,
4يَا مَنْ لَا يُغَلِّطُهُ سُؤَالٌ عَنْ سُؤَالٍYâ Men lâ yuğallituhû süâlün ‘an suâlEy kullarının bir isteği diğerine cevap vermekte kendisini karışıklığa sevk etmeyen,
5يَا مَنْ لَا يُبْرِمُهُ اِلْحَاحُ الْمُلِحّ۪ينَYâ Men lâ yubrimühû ilhâhu’UmulihhînEy ısrarla istekte bulunanların ısrarı kendisini usandırmayan,
6يَا مَنْ شَرَحَ بِاْلاِسْلَامِ صُدُورَ الْمُؤْمِنِينَYâ Men şeraha bi’l-islâmi sudûra’l-mü’minînEy müminlerin kalplerini İslâm’la genişleten,
7يَا مَنْ اَطَابَ بِذِكْرِهِ قُلُوبَ الْمُخْبِتِينَYâ Men etâbe bi zikrihî kulûbe’l-muhbitînEy zikriyle mütevâzi ve huşû sahiplerinin kalplerini hoş eden,
8يَا مَنْ لَا يَغِيبُ عَنْ قُلُوبِ الْمُشْتَاقِينَYâ Men la yeğibü ‘an kulûbi’l-müştâkınEy kendisine iştiyak duyanların kalplerinden kaybolmayan,
9يَا مَنْ هُوَ غَايَةُ مُرَادِ الْمُرِيدِينَYâ Men hüve gâyetü mürâdi’l-mürîdînEy kendisini arzulayanların son arzusu,
10يَا مَنْ لَا يَخْفٰى عَلَيْهِ شَىْءٌ فِى الْعَالَمِينَYâ Men la yahfâ ‘aleyhi şey’ün fı’l-‘âlemînEy âlemde hiçbir şey kendisine gizli olmayan,
11سُبْحَانَكَ يَا لَٓا اِلٰهَ اِلَّا ٓ اَنْتَ الْاَمَانَ الْاَمَانَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ﴿٩٧﴾Sübhâneke yâ lâ ilahe illâ ente’l-emâ-ne’l-emâne hallisnâ mine’n-nâr.Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilâh yok! Emân ver bize. Bizi Cehennemden kurtar.