سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ ﴿﴾ اَلْحَسِيبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ الرَّقِيبِ الْبَازِخِ الشَّامِخِ الْمُجِيبِ الْغَنِىِّ الرَّشِيدِ الصَّبُورِ الْجَلِيلِ الْبَدِيعِ النُّورِ الْمُقْسِطِ الْجَامِعِ الْمُعْطِى الْمَانِعِ
106Subhâne Rabbiy-el aliyyil azîm * el hasîb-il hakem-il adl-ir rakîb-il bâzih-iş şâmih-il mucîb-il ğaniyyir raşîd-is sabûr-il celîl-il bedî-in nûr-il muksit-il câmi-ıl mû’t-ıl-mâni.
106Herşeyden yüce ve üstün olan Alî, azamet sahibi olan Azîm, herkesin her ihtiyacını gideren, herşeyin hesabını iyi bilen Hasîb, mahlukat arasında en iyi ve en güzel şekilde hüküm veren, hal ve fasıl eden Hakem, adaletle hükmeden Âdil, hiçbir şey nazarından kaçmayan, herşeyi her an gözetleyen Rakib, son derece yüce olan Bazih, sonsuz derece azamet sahibi Şamih, dualara icabet eden Mucîb, hiçbir şeye muhtaç olmayan, sonsuz varlık sahibi olan Ganî, hak ve hayır yollarını gösteren Reşîd, sabır gösteren, kullarını hemen cezalandırmayan Sabûr, büyük ve yüce olan Celîl, misilsiz yoktan var eden, en güzel surette yaratan, dengi olmayan Bedi’, herşeyi nuruyla aydınlatan Nur adaletle iş gören Muksit, dilediği şeyi dilediği zaman ve yerde toplayan, insanları haşir meydanında bir araya getiren Cam’, sual edilen her haceti, lâzım olan her nimeti, arzu edilen her şeyi veren Mu’tî, istemediği şeye mani olan tecâvüzleri durduran, hudud koyan Mâni’ Rabb’im, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.