1
وَاجْعَلْنِى مِنْ اَحْسَنِ عَـبِيدِكَ نَصِيـباً عِنْـدَكَ وَ اَقْـرَبِهِمْ مَنْـزِلَةً مِنْـكَ وَ اَخَـصِّهِمْ زُلْفَةً لَدَيْكَ فَـاِنَّهُ لاَ يُـنَالُ ذٰلِكَ اِلاَّ بِفَضْـلِكَ وَ جُـدْ لِى بِجُـودِكَ وَاعْـطِفْ عَـلَىَّ بِمَجْـدِكَ وَاحْـفَظْـنِى بِرَحْمَـتِكَ وَاجْـعَلْ لِسَانِى بِذِكْرِكَ لَهِجاً وَ قَلْـبِى بِحُـبِّكَ مُتَـيَّماً
Vec’alnî min ahseni abîdike nasîben indek, ve akrebihim menzileten minke ve ehassihim zulfeten ledeyk.
Feinnehu la yunalu zalike illa bi-fazlik. Ve cud lî bi-cûdik. Va’tif aleyye bi-mecdik. Vehfaznî bi-rahmetik. Vec’al lisanî bi-zikrike lehica.
Ve galbî bi-hubbike muteyyema.
Beni, yanında en iyi pay alan ve sana göre en yakın makama sahip olan ve sana hususî yakınlığı olan kullarından eyle.
Gerçekten bunlara erişmek, ancak senin lütuf ve kereminle gerçekleşebilir. Cömertliğin hakkına cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle bana.
Rahmetin hakkına koru beni. Ve dilimi zikrine alıştır ve kalbimi, kendi muhabbetine tutsak kıl.