Münâcâtü'l-Kur'ân Duası 2. Sayfa

يَا مَالِكَ الْمُلْكِ، تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ، وَتَـنْـزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ، وَتُـعِـزُّ مَنْ تَشَاءُ، وَتُـذِلُّ مَنْ تَشَاءُ، بِيَدِكَ الْخَيْرُ، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، تُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ، وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ، وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ، وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ، وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ ❁ يَا مَنِ اصْطَفَى أٰدَمَ وَنُوحًا وَأٰلَ إِبْرَاهِيمَ وَأٰلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ ❁ يَا مَنْ يَـغْـفِـرُ لِمَنْ يَشَـاءُ، وَيُعَذِّبُ مَـنْ يَشَـاءُ، وَهُـوَ الْغَفُورُ الـرَّحِيـمُ ❁ يَا مَنْ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ❁ يَا مَـنْ عِـنْـدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ ❁ اَلنِّسَاءُ: يَا مَنْ لَا يَظْلِمُ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ، وَإِنْ تَكُ حَسَنَـةً يُضَاعِفْهَا، وَيُؤْتِ مِنْ لَدُنْهُ أَجْرًا عَظِيمًا ❁ يَا مَنْ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَكَانَ اللّٰهُ غَنِـيًّا حَمِيدًا ❁ اَلْمَائِدَةُ: يَا مَنْ يَحْكُمُ مَا يُرِيدُ ❁ يَا مَنْ أَنْـزَلَ التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ، يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ الَّذِينَ أَسْلَمُوا ❁ يَا مَنْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ، يُـنْـفِقُ كَيْفَ يَشَاءُ ❁ يَا مَنْ لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ❁ اَلْأَنْعَامُ: يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ، وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ سِـرَّنَا وَجَهْرَنَا، وَيَعْلَمُ مَا نَـكْسِبُ ❁ يَا مَنْ لَـهُ مَا سَكَنَ فِي اللَّيْلِ وَالـنَّـهَارِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ❁ يَا مَنْ عِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَا إِلَّا هُوَ، وَيَعْلَمُ مَا فِي الْـبَـرِّ وَالْـبَـحْـرِ، وَمَا تَسْقُطُ مِنْ وَرَقَـةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا، وَلَا حَـبَّـةٍ فِي ظُلُمَاتِ الْأَرْضِ ❁ يَا مَـنْ هُوَ أَسْـرَعُ الْحَاسِبِينَ ❁ يَا مَنْ قَـوْلُـهُ الْحَقُّ، وَلَـهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُـنْـفَخُ فِي الصُّورِ، عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ❁
Yâ Mâlike'l-mülki, tü'ti'l-mülke men teşâü, ve tenziu'l-mülke mimmen teşâü, ve tüizzü men teşâü, ve tüzillü men teşâü, biyedike'l-hayr, inneke alâ külli şey'in kadîr. Tûlicü'l-leyle fi'n-nehâri, ve tûlicü'n-nehâra fi'l-leyl, ve tuhricü'l-hayye mine'l-meyyiti, ve tuhricü'l-meyyite mine'l-hayy, ve terzuku men teşâü biğayri hisâb ❁ Yâ meni'stafâ Âdeme ve Nûhan ve Âle İbrâhîme ve Âle İmrâne ale'l-âlemîn ❁ Yâ men yağfiru limen yeşâü, ve yüazzibü men yeşâü, ve hüve'l-Ğafûru'r-Rahîm ❁ Yâ men yuhibbü'l-muhsinîn ❁ Yâ men indehû husnü's-sevâb ❁ En-Nisâ: Yâ men lâ yazlimu miskâle zerretin, ve in tekü haseneten yudâıfhâ, ve yü'ti min ledünhü ecran azîmâ ❁ Yâ men lehû mâ fi's-semâvâti ve'l-ardı, ve kânallâhü Ğaniyyen Hamîdâ ❁ El-Mâide: Yâ men yahkümü mâ yurîd ❁ Yâ men enzele't-Tevrâte fîhâ hüden ve nûrun, yahkümü bihe'n-nebiyyûnellezîne eslemû ❁ Yâ men yedâhu mebsûtatâni, yünfiku keyfe yeşâ ❁ Yâ men lehû mülkü's-semâvâti ve'l-ardı ve mâ fîhinne, ve hüve alâ külli şey'in kadîr ❁ El-En'âm: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda, ve ceale'z-zulümâti ve'n-nûr ❁ Yâ men ya'lemü sirranâ ve cehranâ, ve ya'lemü mâ neksib ❁ Yâ men lehû mâ sekene fi'l-leyli ve'n-nehâri, ve hüve's-Semîu'l-Alîm ❁ Yâ men indehû mefâtîhu'l-ğaybi lâ ya'lemühâ illâ hüve, ve ya'lemü mâ fi'l-berri ve'l-bahr, ve mâ teskutu min verakatin illâ ya'lemühâ, ve lâ habbetin fî zulümâti'l-ard ❁ Yâ men hüve esraü'l-hâsibîn ❁ Yâ men kavlühü'l-hakku, ve lehü'l-mülkü yevme yünfehu fi's-sûri, âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti, ve hüve'l-Hakîmü'l-Habîr❁
Mülk ve hâkimiyetin sahibi Mâlikü’l-Mülk de yalnız O’dur. Allahım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de çeker alırsın. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılarsın. Her türlü hayır yalnız Senin elindedir. Sen elbette her şeye kâdirsin. Geceyi gündüze katar günü uzatır, gündüzü de geceye katar geceyi uzatırsın. Ölüden diri, diriden de ölü çıkarırsın. Ve dilediğin kimseye sayısız rızıklar ihsan edersin. Ey Âdem ve Nuh nebileri ve Hazreti İbrahim’in ailesi ile İmrân ailesini insanlar içinden seçip onlara üstün kılan! Ey dilediğini affeden ve dilediğine azap eden! Ey çokça bağışlayan ve bol bol merhamet eden! Ey ihsan sahiplerini seven! Ey en güzel mükâfatlar nezdinde olan! Nisâ Sûresi: Ey kullarına zerre kadar bile zulmetmeyen, dahası zerre kadar bile olsa kullarının iyiliklerini kat kat artıran ve onları yüce nezdinden büyük bir sürprizle mükâfatlandıran! Ey semavat u arzda ne varsa hepsinin maliki! Ey hiçbir şeye muhtaç olmayan ve herkesin hamd ü senasının biricik mercii olan Ğaniyy ü Hamîd! Mâide Sûresi: Ey hikmetine uygun olarak dilediği şekilde hükmeden! Ey kendilerini Hakk’a teslim eden nebilerin (Yahu­dilerle ilgili meselelerde) kendisiyle hükmettiği, içinde hidayet ve nur olan Tevrat’ı indiren! Ey iki eli de açık olan ve dilediği şekilde infak eden! Ey göklerin, yerin ve ikisi içinde bulunan her şeyin hâkimi! Ey her şeye gücü yeten! En’âm Sûresi: Ey gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden! Ey gizlimizi de, açığımızı da, iyi ya da kötü ne işleyeceğimizi de bilen! Ey gecede ve gündüzde barınan her şey Kendisinin olan! Ey her şeyi işiten Semi’ ve her şeyi bilen Alîm! Ey bilinmeyen nice hazinelerin ve görünmeyen gayb âleminin anahtarları nezdinde bulunan; onları Kendisinden başka kimse bilmeyen; Kendisi karada ve denizde ne varsa hepsini bilen! Ey Kendisinin haberi olmadan bir tek yaprak bile düşmeyen! Ey yerin karanlıkları içindeki bir tek daneyi bile bilen! Ey hesaba çekenlerin en süratlisi! Ey sözü hak olan! Sûr’a üfleneceği gün de hâkimiyet Kendisine ait olan! Görünmeyeni de, görüneni de, olmuşu da, olacağı da bilen! Her şeyi yerli yerinde vaz’ eden ve herkesten ve her şeyden haberdar olan Hakîm ü Habîr!
1 sayfa okundu