يَـا مَنْ هُوَ عَلَى كُلِّ شَـيْءٍ حَفِيظٌ ❁ يَـا قَرِيبُ، يَـا مُجِيبُ ❁ يَـا مَنْ هُوَ أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ، إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ ❁ يَا مَنْ لَهُ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، وَإِلَيْهِ يُرْجَعُ الْأَمْرُ كُلُّهُ ❁
يُوسُفُ: يَا مَنْ يُصِيبُ بِرَحْمَتِه۪ مَنْ يَشَاءُ، وَلَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ ❁ يَا مَنْ قَالَ لَا يَـيْـئَسُ مِنْ رَوْحِ اللّٰهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ ❁ يَا مَـنْ لَطِيفٌ لِمَا يَشَـاءُ، وَهُوَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ ❁ يَـا مَـنْ لَا يُـرَدُّ بَأْسُهُ عَنِ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ❁
اَلرَّعْدُ: يَا مَنْ رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَـرَوْنَـهَا، ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ، يُدَبِّـرُ الْأَمْرَ، يُفَصِّلُ الْأٰيَاتِ ❁ يَا مَنْ مَدَّ الْأَرْضَ، وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْهَارًا، وَمِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ ❁ يَا مَنْ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنْـثَى وَمَا تَغِيضُ الْأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ، عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّـهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ ❁ يَـا مَـنْ يُـرِي عِبَادَهُ الْبَـرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا، وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الـثِّـقَالَ ❁ يَا مَنْ يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِه۪، وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِه۪، وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَـيُـصِيبُ بِهَا مَنْ يَشَاءُ، وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللّٰهِ، وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ ❁ يَا مَنْ بِذِكْرِه۪ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ، يَمْحُو اللّٰهُ مَا يَشَاءُ وَيُـثْبِـتُ، وَعِنْدَهُ أُمُّ الْكِتَابِ ❁ يَا مَنْ يَحْكُمُ، لَا مُعَقِّبَ لِحُكْمِه۪، وَهُوَ سَرِيعُ الْحِسَابِ ❁
إِبْرَاهِيمُ: يَا مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِالْحَقِّ، وَقَالَ إِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَدِيدٍ، وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَزِيزٍ، وَإِنْ تَـعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا، إِنَّ الْإِنْسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ، رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّـتِي، رَبَّـنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ، رَبَّـنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَـقُومُ الْحِسَابُ❁
Yâ men hüve alâ külli şey'in hafîz ❁ Yâ Karîbü, yâ Mucîb ❁ Yâ men hüve ehaze'l-kurâ ve hiye zâlimetün, inne ahzehû elîmün şedîd ❁ Yâ men lehû ğaybü's-semâvâti ve'l-ardı, ve ileyhi yurceu'l-emru küllüh ❁ Yûsuf: Yâ men yusîbü birahmetihî men yeşâü, ve lâ yudîu ecra'l-muhsinîn ❁ Yâ men kâle lâ yey'esü min revhillâhi ille'l-kavmü'l-kâfirûn ❁ Yâ men latîfün limâ yeşâü, ve hüve'l-Alîmü'l-Hakîm ❁ Yâ men lâ yuraddü be'sühû ani'l-kavmi'l-mücrimîn ❁ El-Ra'd: Yâ men rafea's-semâvâti biğayri amedin teravnehâ, sümme'stevâ ale'l-arşi, yüdebbirü'l-emra, yüfassılü'l-âyât ❁ Yâ men medde'l-arda, ve ceale fîhâ ravâsiye ve enhâran, ve min külli's-semerât ❁ Yâ men ya'lemü mâ tahmilü küllü ünsâ ve mâ teğîdu'l-erhâmü ve mâ tezdâdü, ve küllü şey'in indehû bimıkdârin, âlimü'l-ğaybi ve'ş-şehâdeti'l-Kebîrü'l-Müteâl ❁ Yâ men yurî ıbâdehü'l-berka havfen ve tamean, ve yünşiü's-sehâbe's-sıkâl ❁ Yâ men yüsebbihu'r-ra'dü bihamdihî, ve'l-melâiketü min hîfetihî, ve yürsilü's-savâıka feyusîbü bihâ men yeşâü, ve hüm yücâdilûne fillâhi, ve hüve şedîdü'l-mihâl ❁ Yâ men bizikrihî tatmeinnü'l-kulûb, yemhullâhü mâ yeşâü ve yüsbitü, ve indehû ümmü'l-kitâb ❁ Yâ men yahkümü, lâ muakkıbe lihükmihî, ve hüve serîu'l-hisâb ❁ İbrâhîm: Yâ men halaka's-semâvâti ve'l-arda bi'l-hakkı, ve kâle in yeşe' yüzhibküm ve ye'ti bihalkın cedîd, ve mâ zâlike alallâhi biazîz, ve in teuddû ni'metallâhi lâ tuhsûhâ, inne'l-insâne lezalûmün keffâr, Rabbi'c'alnî mukîme's-salâti ve min zürriyyetî, Rabbenâ ve tekabbel duâ, Rabbenâ'ğfir lî ve livâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekûmu'l-hisâb❁
Ey her şeyi koruyup gözeten, görüp kaydeden! Ey her şeye her şeyden daha yakın olan Karîb! Dua ve isteklere cevap veren Mücîb! Ey halkı ısrarla zulmeden ülkeleri derdest edip cezaya çarptıran ve yakalaması pek şiddetli olan! Ey göklerin ve yerin gaybını bilmek Kendisine mahsus olan ve hükmetmesi için bütün işler sonunda sadece Kendisine döndürülen!
Yusuf Sûresi: Ey lütfunu dilediği kimselere eriştiren ve iyiliğe kilitlenmiş ehl-i ihsanın mükâfatını asla zayi etmeyen! Ey, “Kâfirler güruhu dışında hiç kimse Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” buyuran! Ey azabı, mücrim topluluklardan hiçbir surette geri çevrilemeyen!
Ra’d Sûresi: Ey gökleri, bizim de görüp durduğumuz gibi, direksiz yükselten ve sonra da Arş’a istiva eden! İşlerini hep bir tedbir çerçevesinde düzenleyen ve âyetlerini açıklayan! Ey yeri yayıp döşeyen, onda sağlam dağlar yükseltip ırmaklar akıtan ve çeşit çeşit meyveler yaratan! Ey her bir dişinin neye gebe olduğunu, karnında ne taşıdığını ve rahimlerin neyi eksiltip neyi artırdığını bilen! Ey katında her şey bir ölçü ile olan! Ey hem gayb hem de şehadet âlemini bilen ululardan ulu, Kebîr ü Müteâl! Ey kullarına şimşeği göstererek hem korku hem ümit veren ve yağmur yüklü bulutlar oluşturan!
Ey gök gürültüsünün hamd ederek, meleklerin de içlerindeki saygıdan dolayı Kendisini tesbih ettikleri Yüce Zât! Yıldırımlar gönderir, onlarla dilediğini çarparsın. Hal böyle iken kâfirler yine de Allah hakkında birbirleriyle tartışıp dururlar. Hâlbuki O’nun cezası pek çetindir. Ey kalbler ancak zikriyle itminana erip oturaklaşan! Ey dilediği hükmü iptal edip, dilediğini mahv u ispat eden ve Ümmü’l-Kitab’ı nezdinde tutan! Ey hükmeden ve hükmünü denetleyecek hiçbir merci bulunmayan! Ey hesabı çabuk gören!
İbrahim Sûresi: Ey gökleri ve yeri hikmetle yaratan ve “Eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir nesil getirir. Bu, Allah için hiç zor değildir. Allah’ın size verdiği nimetleri birer birer saymaya kalkarsanız, mümkün değil, onları toptan olarak bile sayamazsınız. Gerçekten insan zalim ve nankördür.” buyuran!
Ya Rabbi! Beni de, neslimi de namazı hakkıyla ikâme eden kullarından eyle. Rabbim, ne olur, duamı kabul buyur! Ey Rabbimiz! Beni, anne-babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde affeyle.