Tahmidiye 1. Sayfa

Sayfa 1 / 20

Duanın okunuşunu aşağıdaki videodan açarak dinleyebilir veya takip edebilirsiniz.

1
اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ
Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber. Allâhu ekber.
Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber. Allâhu Ekber.
2
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
3
فَرْدٌ ● حَىٌّ ● قَيُّومٌ ● حَكَمٌ ● عَدْلٌ ● قُدُّوسٌ
Ferdun, Hayyun, Kayyûmun, Hakemun, Adlun, Kuddûs.
Ferdün. Hayyün. Kayyûmun. Hakemün. Adlün. Kuddûs.
4
فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ
Fe enzelellâhu sekînetehu aleyh.
“Allah, Resûlü’nün üzerine sekînetini, huzur ve güven duygusunu indirdi.” - (Tevbe, 9/40)
5
لاَ يَحْزُنُهُمُ الْفَزَعُ الْاَكْبَرُ
Lâ yahzunuhumu'l-fezeu'l-ekber.
“O en büyük dehşet (Sûr’a ikinci üfleyiş) onları tasalandırmaz.” - (Enbiyâ, 21/103)
6
يُرْزَقُونَ فَرِح۪ينَ بِمَٓا اٰتٰيهُمْ
Yurzekûne ferihîne bimâ âtâhum.
“Allah’ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler.” - (Âl-i İmran, 3/170)
7
سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبٍّ رَح۪يمٍ
Selâmun kavlen min rabbin rahîm.
“Rabb-i Rahîm’den sözle olan bir selâm yine onlara...” - (Yâsîn, 36/58)
8
يَا نَارُ كُون۪ى بَرْدًا وَسَلاَمًا
Yâ nâru kûnî berden ve selâmâ.
(Biz ateşe şöyle ferman ettik:) “Ey Ateş! (Dokunma İbrâhim’e!) Serin ve selamet ol (ona)!” - (Enbiyâ, 21/69)
9
لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَاءٌ
Lillezîne âmenû huden ve şifâ'.
“O (Kur’ân), iman edenler için hidâyet ve şifâdır.” - (Fussilet, 41/44)
10
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Ve nunezzilu mine'l-kur'âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil-mu'minîn.
“Biz Kur’ân’ı mü’minlere şifa ve rahmet olarak indiririz...” - (İsrâ, 17/82)
11
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ ● عَلَى الْا۪يمَانِ بِاللّٰهِ وَعَلٰى وَحْدَانِيَّتِه۪ وَعَلٰى كُلِّ اسْمٍ مِنْ اَسْمَٓائِه۪ وَعَلٰى كُلِّ صِفَةٍ مِنْ صِفَاتِه۪ سُبْحَانَهُ حَمْدًا بِعَدَدِ جَم۪يعِ تَجَلِّيَاتِ اَسْمَٓائِه۪ وَصِفَاتِه۪ جَلَّ جَلاَلُهُ مِنَ الْاَزَلِ اِلَى الْاَبَدِ لَٓا اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ
Velhamdulillâhi rabbi'l-âlemîn. Alâ'l-îmâni billâhi ve alâ vahdâniyyetihî ve alâ kulli ismin min esmâihî ve alâ kulli sıfetin min sıfâtihî subhânehu hamden bi-adedi cemîi tecelliyâti esmâihî ve sıfâtihî celle celâluhu mine'l-ezeli ile'l-ebedi lâ ilâhe illâ hû.
Kusur ve noksanlıktan münezzeh olan Allah’a, O’nun birliğine, isimlerinden her bir isme ve sıfatlarından her bir sıfatına îmân nimeti için; ezelden ebede kadar isim ve sıfatlarının tecellîlerinin tamamı adedince Âlemlerin Rabbi olan ve kendisinden başka gerçek ilâh bulunmayan Allah’a hamd olsun.